|
METROPOL ÇERKESLERİ’NİN KARARSIZ KİTABI
Kitap çok katmanlı, çok eksenli postmodern bir üstkurmaca (metafiction) roman tarzında yazılmıştır.
Basitçe, kitap yazmaya çalışan bir heveslinin başına gelenleri anlatmaktadır. Olaylar geliştikçe eksenler devreye girer. Sonunda bu ayrı gibi duran eksenlerin birbiri ile ilişkisi kurulmakta ve disiplinlerarası bilgi transferi ile her disiplinin doğruları sorgulanmaktadır.
Eksenlerden biri psikoloji/psikiatri dir. Algıda seçicilik gereği, psikoloji background’ı/merakı olan okuyucuda kitabın bu tarafı ön plana çıkar: Şizofreninin evreleri mizahi bir dille anlatılır.
Bir diğer eksen iktidar ilişkileri, etnisite, toplumsal yabancılaşma üzerinden kurulur. Toplumsal yabancılaşmanın sorumlusu olan iktidar modellemesinin, giderek toplumsal şizofreniye sürüklenmesi konu edilir ve bir önceki eksen olan psikiatrinin, bu yeni ekseni (iktidar ilişkileri eksenini) gözardı ederek, uyum sorunu yaşayan bireylere hasta teşhisi koymasındaki isabetsizlik vurgulanır.
Kitap, bu minvalde Metropol Çerkeslerini bir dinamik olarak ele alınır, ancak konu edilen durum elbette “Metropol Çerkesleri”ne özgü değildir. Din, gelenek, etnisite, meslek gibi pek çok “öteki”lik, erk sahibinin becerikli bir şekilde farklılıkları zenginliğe dönüştürmek yerine tek tornada öğütmek refleksi nedeni ile heder olur ve mensuplarını mutsuz kılar. Aynı sorun, bir başka katmanda; psikolojik kimlik ile mesleki ya da evlilik gibi sosyal rol ve tutumların çatışması ile de kendini gösterir. Hissettiği gibi davranma ile toplumsal onay almanın gereği gibi davranma, ya da mesleki kariyerin gerektirdiği gibi ya da evliliğin ya da ... gerektirdiği gibi davranma arasında bocalarken, bizi bir kaç “biz” üretmeye zorlayan hayatla ya başa çıkar ve o bizleri zenginliğe çevirir, ya da başa çıkamayıp çoğul kişiliğin labirentlerinde hiç bir “gerçek biz” üretemeden dolanır dururuz.
Kitap mitoloji, toksikoloji, farmakoloji, sosyoloji gibi eksenleri de ardarda devreye sokar ve eksenler arası ilişkilendirmeler ile, bu ilişkilenmelerden kaynaklanan sorunları mizahi bir dille irdeler. Okuyucuyu labirentten labirente sokar, tam bir kavrama noktasına gelmişken başka bir mantık kurar ve farklı mantık kurguları arasında bir yolculuğa çıkarır. Sonunda okuyucuyu şaşırtıcı bir sürpriz beklemektdir.
Kitap, yolculuğunu sürdürürken Dante’den James Joyce’a, Oğuz Atay’dan Orhan Pamuk’a postmodernizmin önemli yazarlarının metodolojilerine gönderme yapar, onlardan alıntılamış gibi yapar, ama çok farklı bir mantık kurgusuyla bu klasik kavramları hep başkalaştırır ve kendi öyküsünü anlatır. Türünün tipik özelliklerinden biri olan sembolizm (simgecilik) den elbette nasibini almıştır:
a. Simgecilik (Symbolism)
Kitap, simgecilik’in (sembolizm) temel ögelerini kullanır. Ama bunu, biraz da ti’ye alarak yapar:
1. Sayı simgeciliği: Orhan Pamuk “Yeni Hayat” ve “Kara Kitap” ta “hurufilik”e göndermeler yapar. (Hurufilik: Kuran’ın Arapça harflerin diziliminden ötürü gizli bir anlam içerdiğini savunan akım. Akımın başı Fazlallah, şirk yaptığı gerekçesi ile derisi yüzülerek öldürülmüştür). “Ebced”, “sayıcılık” olarak tanımlanabilecek benzeri bir akımdır. Pamuk, sayı simgeciliği yaparken İslam ve özellikle tasavvufta önemli 3, 7, 19 gibi sayıları kullanır. Umberto Eco, “Foucalt Sarkacı”nda Yahudilik içinde bir “gizemli sayıcılık akımı olan Kabbalacılık”a yaslanır.
Metropol Çerkeslerinin Kararsız Kitabında ise 14üncü Lui’ye atıf vardır, oradan 14x8=112’ye gidilir. 112inci sayfada alttan 8inci satır Catherine de Medici’den bahseder. 44üncü (4+4=8) dipnotu yoktur. 187inci sayfada (1+7=8) (g) bendine bakılması rica edilir. Ama (g) bendinin bulunması gereken 190ıncı sayfada (g) bendi atlanarak (9-1=8) (f)den (h) ye geçilir. (g), alfabede 8inci harftir. Böylece mistik sayıcılığa anlamsız bir sayı olan 8 ile gönderme yapılır.
Sosruka, yeryüzüne inerken “yedi kat diyorlarsa da inanmayın, tam dokuz küsur kat indim” der Kitaptaki sayıcılık, Pamuk ve Eco’daki gibi bilinen ve dinsel ögeler içeren sistemlere dayanmaz, yazarın kendi yaratımıdır ve dünyevi bir cevapla sonuçlanır, bu şekilde Pamuk ve Eco’daki sayıcılık’a yaslanarak oluşturulan “gizem”i ti’ye alır.
Yazar ismi olarak karşımıza çıkan “mutlu antigen”, koyu harflerle “mut ant gen” ve açık harflerle “lui”yi simgeler. “lu” ve “i” kopar ve birleşerek “lui” yi oluşturur, geriye mutant gen kalır. bu kopma ve birleşmeler genetik mutasyon tiplerinden “delesyon” ve “konjügasyon” ile uyumludur. mut ant gen lui, aynen genetik şifreyi oluşturan üçlü nükleotid dizilimleri gibi üçlü harf dizilimleri olarak tasarımlanmıştır.
2. Renk simgeciliği: Pamuk ulvi anlam yüklediği kahramanlara tasavvufun kutsal rengi, (aynı zamanda Hint çakrasının en üst katmanı) mor giydirir, mor halının üzerinden yürütür.
Metropol Çerkeslerinde Nermin ve Yazar kendilerini “bembeyaz ve eşyasız bir mekanda düşleyerek” pür kendileri olabilirler ancak... Kenan’ın telefonunun yazılı olduğu kağıt beyazı, bulut beyazı ile karışır. Yazar, Nermin’in uzattığı esrar sigarasından bir nefes çektikten sonra bembeyaz bulutlarda gezinmeye başlar. İlk üç beyaz olumlu bir kaçış alanını simgelerken, esrar beyazı uyuşturucu olarak- olumsuzluk içeriyor görünür. Ama “esrar” çift anlamlıdır ve “sırlar = gizem” anlamına da gelir. Bununla da “gizemci” kitaplara içi boş bir gönderme yapar, basit bir illüzyon hilesi kullanır.
Pamuk'un "Yeni Hayat" kitabının kapağı mor renktedir. "Metropol Çerkeslerinin Kararsız Kitabı" beyaz renktedir ve kapaktaki illüstrasyonda mor bir zeminde karmaşayı yaşayan metropolitanların arasında kararsız kalmış, beyaz renkli Mutlu Antiçen silüeti vardır.
3. İsim Simgeciliği:
Kenan, hem doğru karakter, hem “Kenan Ülkesi”, hem de “Che-non”dır. “Kenan Ülkesi” ile Yahudileştirilirken, “Che-non” ile iki katmanlı kontrast bir anlam yüklenir: Katmanlardan biri “siyonist olmayan devrimci Che iken, “Che-non” ile bu katman da tahrif edilir.
MOS, hem gerçekten İtalyan ayakkabı markasıdır, hem de Hz. Musa’yı simgeler. Gerçek hayatta Senar adlı, dünya tatlısı ve mesleğine aşık bir psikolog da vardır, ama Ramses’in kardeşi de Senar’dır. Böylece, hem çift anlamlılık elde edilir, hem de iki anlamdan birinin soyut, diğerinin somut olması kuralı(!) yerine getirilir.
4. Bilgi transferi:
Kitap “kararsızlık” kavramı üzerinden farklı bilgi sistematiklerini birbirlerine uyarlar. Değer yargısı çatışmaları sonucu “kararsız”lık çeken insanlar, mutasyona eğilimli genetik yapıyı ifade eden “kararsız” (hibrid) gen ve kimyasal olarak “kararsız” bir element olan arsenik, yüzeysel değerlendirici/erk sahibi/karar verici’ler tarafından “şizofren” olarak kategorize edilirler.
Kitap Dünyası ve Woody Allen üzerinden, Hollywood (Holly-wood!) sinemasındaki Yahudi lobiciliğine gönderme yapılır, bu çağrışım elde edilmeye çalışılır. (Bilindiği gibi, Spielberg “Shindler’in Listesi”ni çekene kadar Oscar alamamıştır. Antifaşist film iyidir ama, Spielberg’den bugün İsrail’in Filistinlilere yaptığını tenkit eden bir yorum da beklenirdi).
Metropol Çerkesleri Destanı (sayfa 146-149), iç içe örgüsü ile DNA sarmalını simgeler. Bir dörtlüğün son dizesi, bir sonraki dörtlüğün ilk dizesidir:
"Adet saygı anane
Tüm bunlardan bana ne?
Böyle kültür korunmaz
Bulmayalım bahane"
Bulmayalım bahane"
Diyenlere kızmışlar
Dolaşıp hane hane
"Münafıklar sızmışlar
"Münafıklar sızmışlar
Aranıza" diyerek
Bu oyunu bozmuşlar
Şıps-ı pasta yiyerek
Şıps-ı pasta yiyerek
Devam edelim gitsin
Kültürel kimliğimiz
Canım ne diye yitsin?
* Üstte görüldüğü üzere, mavi ile yazılan ve destanda bir kere yazılan ancak yanda iki kez ve mavi ile vurgulanan dizeler, şiirdeki içiçe geçmişliği sağlar ve DNA çift sarmalının içiçe geçmişliğini simgeler
Düz yazıda ise tek organ (kalp, beyin vb) ile doğan ikizlere vurgu yapılmış, önceki cümlenin son sözcüklerine aynı zamanda sonraki cümlenin başı olarak fonksiyon yüklenmiştir; bir önceki cümlenin sonuna geri dönmeden sonraki cümle tamamlanmaz ve ne dediği tam anlaşılmaz. Örneğin 191inci sayfanın ikinci paragrafında:
“.....Yazar açısından her iki durum da aynı kötüler kötüsü sonuca götürmektedir bizi: Kitabında en iddialı savlardan birini oluşturan "sosyal mutasyon" teorisi güme gitmektedir her iki durumda da, her iki durumda da kişileri çoğul kişilikli yapan mekanizmaların yüksek analitik beceri gerektiren sosyo-kültürel faktörler olmayıp, Nermin'in romanlararası tekstleri birbirine karıştırması ya da Yazar'ın Nermin'in kafasını karıştırmaya çalışması gibi basit ve sıradan faktörler olduğu sonucuna varılmaktadır......”
Yukarıdaki “her iki durumda da” ifadesi, metinde bir kez kullanılmış, “pasaj” etkisinden yararlanılarak akıcılık sağlanmıştır.
Kitabın arka kapağında yer alan Yazar’ın özgeçmişi, kitaptaki sürprizlerin habercisidir.
|
Eser Adı: METROPOL ÇERKESLERİNİN KARARSIZ KİTABI
Kitabın genel anlamda türü:
Kağıt Bilgisi: (1. Hamur)
Basım Tarihi:Aralık 2005
ISBN No:975-596-025-2
Sayfa Sayısı:198
Roman, çok katmanlı, çok eksenli postmodern üstkurmaca
Katkıda Bulunanlar
Kapak tasarımı:Tuncay Yalçınkaya,Yayınlayan:ARGOS İletişim Hizmetleri,Baskı:Güzel sanatlar Matbaası Yenibosna/İstanbul
Yazar (lar):Seyfullah Dağıstanlı
|